Kırmızıya çalan kurumuş çınar yapraklarının üzerinde hızlı adımlarla yürüyordum. Gün daha yeni ağarmış hafif rüzgar esiyordu. Gece yağan yağmurun ıslattığı yerler ve birikintilerde biriken sular, güneşin ışıklarını gözüme yansıtıyordu. Kafamın içinde çalan müzik ve atmosferin uyumu çok iyi hissettiriyordu bana, zaten iyi hissetmek için gitmiştim bu orman yoluna, her zamanki gibi yine yalnızdım çünkü yalnızken daha mutlu olduğumu düşünüyordum. İnsanın gerçekten anlaşabileceği insanları bulması zordur, bulsa bile dünyada zamanını onlarla paylaşmak için çok fazla fırsat bulamaz. Bazen şartlar, mekanlar ve diğer insanlar buna olanak tanımazlar.Sonra içe gömülen yoğun duygular içinde surf yapmaya başlarsın ve derinlerden yüzeye çıkıp, dalgalarla çarpışırsın.Tam bu hisler geçerken içimden bir sigara yakmak istedim. Aslında bir kaç zaman önce bırakmıştım sigarayı ama son günlerde yeniden içiyordum ve bazen böyle anlarda yakmak gerekiyordu. Aklımdaki müziği durdurup boş gözlerle etrafa bakınırken yoldan bir ses geldiğini duydum. gösterişli bir at arabası ve onu kullanan iyi giyinimli bir şoför görünüyordu, yanları açık ve etrafı ahşap işlemeli olan özenerek yapılmış bir at arabasıydı bu. Muhtemelen içindeki kişi soylu biri olmalıydı, araba yaklaştıkça içindeki kızıl, bukle bukle saçları olan, gözleri gökyüzü gibi görünen ve bana bakışlarıyla güneşi hatırlatan o güzel ile göz göze geldik. Fazla uzun sürmeyen bir kaç saniyelik bu bakışmanın ardından onu bir daha hiç göremeyeceğimi düşündüm ve öyle de oldu o güzeli bir daha hiç göremedim. Fakat güneş ışıklarının yarattığı etki ve gözüme bir rüya gibi gelen o an hiç aklımdan çıkmamıştı. Son günlerimi yaşarken hatırladığım bu anılar bedenime tarif edemediğim duygular yaşatıyordu, o zamanlar 20li yaşlarında bir delikanlı iken şimdi 70e merdiven dayamış sıklıkla hasta olup yataklara düşen bir yaşlı olmuştum. Ne bir çocuğum vardı ,ne de o iyi anlaştığım arkadaşlarım kalmıştı.Benim dönemimden insan görmek zordu artık, sokağımızda sadece ben ve çaprazımdaki konakta oturan Ajda hanım kalmıştı.. Bir de çikolata verdiğim için bazen mektep talebeleri gelirdi ziyaretime. Yalnızlık dert değildi alışmıştım da zaten ama ölmeden önce uzun süredir görmediğim, haber almadığım insanlar ve onlarla yaşadığım anıları düşünmek, gerçekten ruhumu daraltıyor, hepsine tek tek sarılmak istiyordum ve bunu hiç bir zaman yapamayacaktım ,zaten bir çoğu da yaşamıyordu artık.Nedense aklıma pek kötü anılar gelmiyordu belki aklım bedenimi üzmemek , yıpratmamak için silmişti sanki tüm kötü anıları, fakat sadece iyi şeyleri hatırlarken dünyadan göç etmek ,elbette oldukça zordu ama yaşam böyle bir şeydi sen aynı yerde dursan da o durmuyor devam ediyordu , sen bitmesin istedikçe zaman daha hızlı geçiyordu
Kırmızıya çalan kurumuş çınar yapraklarının üzerinde hızlı adımlarla yürüyordum. Gün daha yeni ağarmış hafif rüzgar esiyordu. Gece yağan yağmurun ıslattığı yerler ve birikintilerde biriken sular, güneşin ışıklarını gözüme yansıtıyordu. Kafamın içinde çalan müzik ve atmosferin uyumu çok iyi hissettiriyordu bana, zaten iyi hissetmek için gitmiştim bu orman yoluna, her zamanki gibi yine yalnızdım çünkü yalnızken daha mutlu olduğumu düşünüyordum. İnsanın gerçekten anlaşabileceği insanları bulması zordur, bulsa bile dünyada zamanını onlarla paylaşmak için çok fazla fırsat bulamaz. Bazen şartlar, mekanlar ve diğer insanlar buna olanak tanımazlar.Sonra içe gömülen yoğun duygular içinde surf yapmaya başlarsın ve derinlerden yüzeye çıkıp, dalgalarla çarpışırsın.Tam bu hisler geçerken içimden bir sigara yakmak istedim. Aslında bir kaç zaman önce bırakmıştım sigarayı ama son günlerde yeniden içiyordum ve bazen böyle anlarda yakmak gerekiyordu. Aklımdaki müziği durdurup boş gözlerle etrafa bakınırken yoldan bir ses geldiğini duydum. gösterişli bir at arabası ve onu kullanan iyi giyinimli bir şoför görünüyordu, yanları açık ve etrafı ahşap işlemeli olan özenerek yapılmış bir at arabasıydı bu. Muhtemelen içindeki kişi soylu biri olmalıydı, araba yaklaştıkça içindeki kızıl, bukle bukle saçları olan, gözleri gökyüzü gibi görünen ve bana bakışlarıyla güneşi hatırlatan o güzel ile göz göze geldik. Fazla uzun sürmeyen bir kaç saniyelik bu bakışmanın ardından onu bir daha hiç göremeyeceğimi düşündüm ve öyle de oldu o güzeli bir daha hiç göremedim. Fakat güneş ışıklarının yarattığı etki ve gözüme bir rüya gibi gelen o an hiç aklımdan çıkmamıştı. Son günlerimi yaşarken hatırladığım bu anılar bedenime tarif edemediğim duygular yaşatıyordu, o zamanlar 20li yaşlarında bir delikanlı iken şimdi 70e merdiven dayamış sıklıkla hasta olup yataklara düşen bir yaşlı olmuştum. Ne bir çocuğum vardı ,ne de o iyi anlaştığım arkadaşlarım kalmıştı.Benim dönemimden insan görmek zordu artık, sokağımızda sadece ben ve çaprazımdaki konakta oturan Ajda hanım kalmıştı.. Bir de çikolata verdiğim için bazen mektep talebeleri gelirdi ziyaretime. Yalnızlık dert değildi alışmıştım da zaten ama ölmeden önce uzun süredir görmediğim, haber almadığım insanlar ve onlarla yaşadığım anıları düşünmek, gerçekten ruhumu daraltıyor, hepsine tek tek sarılmak istiyordum ve bunu hiç bir zaman yapamayacaktım ,zaten bir çoğu da yaşamıyordu artık.Nedense aklıma pek kötü anılar gelmiyordu belki aklım bedenimi üzmemek , yıpratmamak için silmişti sanki tüm kötü anıları, fakat sadece iyi şeyleri hatırlarken dünyadan göç etmek ,elbette oldukça zordu ama yaşam böyle bir şeydi sen aynı yerde dursan da o durmuyor devam ediyordu , sen bitmesin istedikçe zaman daha hızlı geçiyordu
Yorumlar
Yorum Gönder